Yaşamım ve hobilerim

Pistia sp.

Bu yazı tarafından 28 Oca 2012 tarihinde Akvaryum, Tatlı Su bölümünde yayınlandı. 0 yorum aldı ve 1.646 defa okundu.

Anubias, Cryptocoryne gibi, akvaryum hobisinde oldukça popüler türlere sahip olan Araceae familyasına, pek çok akvaryumsever tarafından yeterli önem verilmeyen Pistia’lar da dahildir. Türkçe’de Midyeçiçeği olarak bilinen Pistia’lar, akvaryumlarda ve ulaştıkları boy itibariyle havuzlarda da kullanılabilen su üstü bitkilerindendir.

 

Su üstü bitkileri, akvaryumseverler tarafından fazla kullanılmasa da bir akvaryumun görüntüsünü tümden değiştirebilir. Özellikle, su içinde yetişen ve su üzerine dallar uzatan bitkilerle birlikte kullanıldığında etki çok daha belirgin olur. Pek çok yüzen bitki, CO2 ihtiyacını atmosferden karşılayabildiği için diğer bitkilerin gelişemediği ortamlarda bile gelişip çoğalabilirler. Kendi akvaryumumdaki pistia grubunun, bir hafta içerisinde kapladığı alanı beş katına çıkardığını belirtirsem, çoğalma hızları hakkında size bir fikir verebilir.

[nrelate-related]

Uzunca bir süre, Pistiaların, evrimsel olarak Araceae ve Lemnaceae familyaları arasında kalan bir tür olduğu düşünüldü. Günümüzde ise Araceae familyasında kabul edilir.

 

Pistia, Araceae familyasının tek su üstü bitkisidir. Çiçekleri küçüktür ve tek bir çiçek sanılabilir. Oysa, genellikle 3 ile 9 arası erkek çiçek ve oldkça küçülmüş tek bir dişi çiçekten oluşur.

 

Fiziksel Tanım

Pistialar yüzen bir rozetten çıkan yapraklardan ve su içine doğru uzanan saçak kökten oluşur. Bitki gençken, yapraklar su yüzeyinde yayılı olarak durur ve dairesel şekillidir. Bitki yaşlandıkça ve yapraklar büyüdükçe, suyla belli bir açı yapacak şekilde yapraklar havaya kalkar ve şekilleri daireselden dörtgene döner. Bu dörtgenin rozete bağlı olan kenarı, uzak olan kenarından daha kısadır. Yapraklarının üzerindeki küçük tüyler, dokunulduğunda “kadife” etkisi yaratır. Kökler zaman zaman 30 cm’ye kadar uzayabilirken, rozetten aşağıya doğru inildikçe saçak grubunun çapı azalır. Bitki, akvaryumlarda 10-15cm çapa ulaşabilir.

 

Doğal Ortamı

Pistialar, doğada nemli ve sıcak bir ortam isterler. Çoğunlukla nehirlerde ve göllerde görülür ancak, çamurda üzerinde de yaşamlarını sürdürebilirler. 15C° ile 35C° arasında hayatta kalabilir fakat en uygun sıcaklık aralığı 22 C° ile 30 C°’dir. Düşük sıcaklıklarla karşılaşıldığında, bitki tohum üretmeye başlar ve bir sonraki sıcak mevsimde, su sıcaklığı 20 C°’yi geçtiğinde, tohum açılır ve tekrar hayata döner. Bunun yanında, pek çok su bitkisi gibi, hafif asidik (6.5-7.2 pH) ve 5-20 KH arasındaki sulardan hoşlanırlar.

 

 

 

 

 

 

 

Çok geniş alanlarda tüm su yüzeyini kapatan bir tabaka haline gelebildiğinden, su altı canlılarının yüzey akıntılarıyla; su üstünde yaşayan canlıların da suyla ilişkisini kesebilir. Oluşturduğu kalın tabakalar güneş ışığının su altına geçmesini engeller ve bu yolla doğal hayatı ciddi olarak tehdit edebilirler. Bunun yanında, en azından iki tür sivrisineğin üreme alanı olduğu bilinmektedir. Tüm bu özelliklerinden dolayı pek çok ülkede zararlı bitki statüsündedir ve temiz su alanlarına bulaşmaması için çaba sarfedilir. Bu sebepten dolayı, bu bitkiyi akvaryumlarında beslemek isteyen akaryumseverler, su değişiklikleri sırasında bu bitkileri kanalizasyon sistemine karıştırmama konusunda çok ama çok dikkatli olmalıdır.

 

Böyle bir girişten sonra Pistialara olan ilginizi kaybetmiş olabilirsiniz ama, doğal hayat için tehlike oluşturabilecek özellikleri akvaryumlar için bulunmaz bir nimet olabilir.

 

Akvaryumda Bakımı

Pistiaların akvaryumda bakımları çok kolaydır fakat uygun ortamı sağlamak gerekir. Öncelikle, bu bitkiler su yüzeyinde yaşadığından, burada yeterli alanın olması gerekir. Eğer florosanlar su yüzeyine çok yakınsa bitkilerde yanmalar oluşabilir. O yüzden su seviyesi ile florosanlar arasında 10-15 cm’lik bir boşluk gerekir. Bunun yanında, aydınlatma sisteminiz, florosanlar dışındaki daha çok ısı üreten ışık kaynaklarından oluşuyorsa, sıcaklık bitkileri kurutabilir. Bu konuya da dikkat etmek gerekir.

 

Pistialar, diğer yüzen bitkilerden olan Ceratopteris, Salvinia, Lemna ile birlikte bulundurulabilir ise de, su yüzeyini paylaşmak zorunda olmayacağı türlerle barındırılması tavsiye edilir. Bunun yanında, su içinde tutulan bitkilerin de, pistialardan dolayı azalan ışık yoğunluğuna tahammül edebilmeleri gerekir. Işık gereksinimleri yüksek olan bitkiler kullanılacaksa bile, pistiaların, dalga etkisiyle üzerlerine gelip onları gölgelememeleri sağlanmalıdır.

Gölgeleme etkisi ilk bakışta dezavantaj gibi dursa da avantaja çevirmek çok kolaydır. Yüksek ışık ihtiyacı olan bitkilerin olduğu bir akvaryuma kuvvetli ışıklandırma konulursa, balıklar ve yavaş büyüyen bitkiler bu durumdan olumsuz etkilenir. Kuvvetli ışık balıkları rahatsız edebilir ve yavaş büyüyen bitkiler de yosunlaşma başlatabilir. Pistiaların uygun şekilde yerleştirilmesiyle bu tip sorunlar ortadan kaldırılabilir.

 

Akvaryumda uygulayacağınız tasarım planlarınız arasına, pistiaların uzun köklerinden yararlanmayı da dahil edebilirsiniz. Zira, amazon bölgesinde, suyun içine sarkan dallar sık görülen bir durumdur. Bu köklerin tasarım dışındaki faydaları ise, balıklar için saklanma alanları oluşturmasıdır.

 

Gerekli koşullar sağlandığında, bitki bir besin deposu gibi davranır. Bu özelliği yeni kurulan akvaryumlar için çok faydalıdır. Diğer bitkileriniz ortama alışıp büyümeye başlayıncaya kadar, fazla besinleri ortamdan uzaklaştırarak yosun oluşmasını engeller. Bilindiği gibi, kök kılları, sudan besin çekme konusunda bitki yapraklarından daha başarılıdır. Atmosferdeki CO2’den faydalandığı da düşünülürse, suya koyduğunuz an fotosenteze başladığını kabul edebilirsiniz.

 

Üreme

Pistia’lar, rozetlerinden uzayan ince ve kırılgan bir uzantının ucunda (stolon) yeni bir rozet oluşturarak çoğalırlar. Daha sonra yavru rozetten, yeni yapraklar ve yeni kökler büyür. Ana bitki 3-6 arasında yavru oluşturabilir. İstenildiği zaman uzantılar koparılarak yavru bitki ana bitkiden ayrılabilir.

 

Su yüzeyi kapanmaya başladığında kuvvetli bir budama yapmaktan çekinmeyin. Budama, hem pistialar hem de su altında yaşayan diğer bitkiler için gereklidir. Budama işlemini, uçları sararan yaprakları ayıklayarak ve bazı bitkileri tümden uzaklaştırarak yapabilirsiniz. Yaşlı bitkilerin tümünü; ya da büyümekte olan bitkilerin tümünü ayıklamak yerine, karışım yapmak daha uygun olur. Çünkü, yaşlandıkça bitkinin fiziksel yapısında değişiklikler olur, bu da tasarımınıza renk katar.

 

Sonuç

Sadece pistialar değil, tüm yüzen bitkiler tasarımınıza renk katacaktır. Pistiaların diğer yüzen bitkilere göre bir avantajı, daha büyük yapılı olmaları sebebiyle, filtrenizin içine kaçıp tıkanması ihtimalinin az olmasıdır. Tüm yüzen bitkiler, bulundukları ortama diğer bitklilerden daha hızlı uyum sağlar ve dolayısıyla ortamdaki fazla besinleri daha hızlı uzaklaştırır. Böylece akvaryumunuzda yosun oluşması ihtimalini azaltırlar. Bazı durumlarda, sırf gölgeleme özellikleri bile onları akvaryumunuza koymanıza yetebilir. Akvaryumdan atlamayı seven balıklarınız varsa, pistiaları onlar için de bir önlem olarak kullanabilirsiniz. Kısacası, pistialar, değişik özellikleri sayesinde pek çok akvaryumda olmayı hakaden bir bitkidir.

Hissiyatınızı paylaşın:

%d blogcu bunu beğendi: