Yaşamım ve hobilerim

Kaktüsler – Kim?

Bu yazı tarafından 31 Oca 2012 tarihinde Flora, Kaktüs bölümünde yayınlandı. 0 yorum aldı ve 281 defa okundu.

Kendini medeniyetle özleştiren Avrupalıların kıtaya ayak basmasından çok daha önce Amerika’nın yerlileri kaktüsleri çeşitli amaçlar için yetiştirip kullanmaktaydı. Ne yazık ki bu bilginin çoğu, İspanyol işgalcilerin bu kültürleri yok etmesindeki aşırılık sırasında kayboldu. Kurtulan pek az bilginin bir kısmı Meksika dolaylarında yaşayan bazı kapalı kültürlerden; bir kısmı da keşiften hemen sonra yayınlanan kitaplardan sağlanmıştır. Belki de bu kitaplardan ilki Gonzalo Fernandez’in yazdığı ve asıl olarak kıta yerlilerinin günlük hayatını ve genel tarihlerini anlattığı kitabıdır. Bu ilk kitaplarda kaktüslere isim verilmiştir ancak bunlar kıta yerlilerinin kullandığı isimlerin çevrilmesiyle oluşan isimlerdi. Bugün bu ilk isimlerden türetilen tür isimlerine ya da takma ad niteliğine kavuşup bilimsel adından daha çok bilinen isimlere rastlanmaktadır.

[nrelate-related]

Avrupa’nın kaktüsle tanışması muhtemelen Kristof Kolomp’un yaşlı kıtaya dönmesiyle başlar. 1570lerde İngiltere’deki bir koleksiyonda Melocactus bulunduğu bilinmektedir. 1580lerden itibaren kolonsal ve küresel türlerin yaygınlaşması ve o dönem botanik kitaplarına çizimlerinin girmesi başlar. Yeni dünyadan Avrupa’ya kaktüs gelişi devam etti ve 18. yy’ ın ortalarına doğru 20 den fazla tür tanımlanmış ve bir kısmı kitaplara girmişti.

 

Cactaceae ismi ilk olarak 1789 tarihinde Antonie Laurent de Jussieu tarafından kullanıldı. Familya için bu ismin kullanılmasından sonra, familyanın alt gruplarından biri için kullanılagelen Cactus ismi karışıklık yaratmaya başlamıştı. Bunun üzerine, Linnaeus tarafından Cactus olarak adlandırılan tür ismi yerine Mammillaria’ nın kullanılması tercih edildi. Böylece familya yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. 19. yy’ ın ortalarına doğru, Prusya’lı botanikçi Joseph Salm-Dyck, Düseldorf yakınlarında kurduğu muazzam koleksiyonuyla familyaya önemli katkılarda bulunan isimlerden biridir. Salm-Dyck’ in yaptığı sınıflandırma da, Cactaceae familyasını oluşturan 20 cins vardı. Salm-Dyck, çiçek yapılarından faydalanarak yaptığı sınıflandırma ana hatlarıyla bugün de geçerliliğini korur. 19. yy’ da yapılan önemli katkılardan biri de Alman botanikçi Karl Moritz Schumann’ dan gelmiştir. İlk defa Schumann’ ın çalışmasında alt aileler ve takımlar yer almıştır. Bu çalışmaya göre Pereskioideae, Opuntioideae ve Cactoideae olmak üzere 3 adet alt aile vardı. Üç alt aile yapısı, kendisinden gelen pek çok bilimadamının temel olarak aldığı yapı olmuştur.

 

20. yy’ da sınıflandırma konusunda daha önemli adımlar atıldı. Alwin Berger, Schumann’ ın sınıflandırmasını temel alarak yaptığı çalışmada önemli değişiklikler yaptı. 3 adet alt aileyi korudu fakat alt aileleri daha detaylı çalışmalarla bölerek takımları daha sağlıklı olarak belirledi. Yine de sadece 41 kaktüs cinsi tanımladı. Cereus ve Echinocactus gibi karışık ve kalabalık gruplarda başarısız olmasının sebebi ise, hala yeni türlerin keşfedilmeye devam edilmesi olarak açıklanabilir. Berger’ den sonra en önemli katkı, familyaya bugünkü şeklini veren iki Amerikalı olan Rose ve Britton’ dan geldi. Berger’in 41 cinsine karşılık Rose ve Britton tam 123 cins tanımladı ve 1200 den fazla tür olduğunu kabul ettiler.

 

20. yy’ ın başlarında, Rose ve Britton Avrupa ve Amerika’da en büyük koleksiyon ve herbaryumları ziyaret ettiler ve uzun çalışmalar sonucunda The Cactaceae adındaki 4 ciltlik eser meydana geldi. Bu eser hala taksonomik detay olarak çok gelişmiş olsa da, özellikle Güney Amerika türlerindeki eksiklik ve cins kavramının detaylandırılmamış olmasından dolayı pek çok araştırmacı bu sınıflandırma sistemini kısa sürede terk etti.

 

Alman botanikçi Backeberg, Rose ve Britton’ un liberal yaklaşımını daha da geliştirdi ve hatta yeni türler tanımlayarak ve mevcut türleri bölerek onları çok geride bıraktı. Çalışması sonucunda 220’ den fazla cins ve 3000’den fazla tür ortaya çıktı. Yaşamında ve sonrasında çok fazla eleştiriye maruz kalmış olsa bile, detaylı gözlemleri önemli bilgiler içerir.

 

Avusturyalı botanikçi Franz Buxbaum, kendinden önceki pek çok araştırmacıdan daha doğal bir sınıflandırma sistemi geliştirdi. Özellikle çiçekler ve tohumlar olmak üzere kaktüslerin morfolojisini uzun yıllar çalıştı. Yıllar süren titiz araştırmaya dayanan, sağlam bir temeli olan sınıflandırma sistemi ufak değişikliklerle bugün hala kullanılır. Ne yazık ki çağdaşı olan Backebreg ile şiddetli bir rekabeti vardı. Backeberg’ in çok sayıda yayını daha çok amatörlere hitaben yazılmışken; Buxbaum, detaylı araştırmalarıyla taksonomi uzmanlarına hitap etmekteydi.

 

Bilimsel çevreler David Hunt’ ın çalışmalarıyla daha basit ve daha gerçekçi bir sınıflandırmaya kavuştu. Hunt’ ın sistemine göre 84 cins ve 2000 dolayında tür vardı. Buxbaum’ un yarattığı etkiyle, kaktüs sınıflandırmasında doğal sistemi tercih etmesi, bilim çevreleri için bir şanstı.

 

1984’den itibaren kaktüs sınıflandırmasında yeni bir döneme girildi. Daha önceki çalışmaların hemen tümü (Rose ve Britton dışındakiler) biliminsanlarının bireysel çalışmalarından oluşuyordu. International Organisation for Succulent Plant Study’nin (IOS) o yıl düzenlenen kongresinde oluşturulacak bir grupla sınıflandırma sistematiğinin sonuçlandırılması hedeflendi. Çeşitli uzmanların katılımıyla bu grubun çalışmaları, daha önceki çalışmaları geçti ve kaktüs sistematiğini netleştirdi. Bu sistematiğe göre 4 alt aile vardır: Pereskioideae, Maihuenioideae, Opuntioideae ve Cactoideae.

Hissiyatınızı paylaşın:

%d blogcu bunu beğendi: