Yaşamım ve hobilerim

Hayatın Kaynağı Oksijen

Bu yazı tarafından 21 Tem 2012 tarihinde Akvaryum, Tatlı Su, Tuzlu Su bölümünde yayınlandı. 0 yorum aldı ve 2.565 defa okundu.

Akvaryumla ilgili makalelerde oksijenin neden en popüler konu olmadığını anlamak çok da zor değildir. Akvaryum ortamında yaşamsal oksijen sınırlarını sağlamak çok zor olmayan bir durumdur. Fakat aynı şekilde bu sınırın altına düşmek te çok kolaydır. Sizin başınıza gelmediyse bile mutlaka yaz tatilindeyken kesilen elektrikler yüzünden havasız kalan akvaryumda tüm balıklarını kaybeden arkadaşlarınız olmuştur (hem kendi başıma hem de birden fazla sayıda arkadaşımın başına geldi).

[nrelate-related]

Oksijen bitkiler, bakteriler, yosunlar, balıklar ve omurgasızlar gibi pek çok canlı türü için hayati önemi olan bir maddedir. Enerji elde edebilmek için şekerlerin karbondioksit ve suya dönüştürülmesi işleminde kullanılar. Neyseki insanoğlu gibi karada yaşayan canlılar, soludukları havanın %20’sinde oksijen alacak kadar şanslıdırlar. Oysa suda yaşayan canlılar için durum bundan çok daha kötüdür.

 

Su, sonsuz miktarda maddeyi çözemez. Su içerisinde ne kadar çok çözünmüş madde varsa, yeni maddelerin çözünmesi için “boş” olan su iyonlarının sayısı da o denli azdır; yani çözünme daha zordur. Bu durumun en somut sonucu tuzlu su akvaryumlarında görülür. Tuzlusu da çözünmüş olan tuzlardan dolayı oksijen moleküllerinin çözünürlüğü azalmıştır. Bu yüzden, tatlısu kaynaklarına göre oksijenin çözünürlüğü yarı yarıya azalmış durumdadır. Oksijenin çözünürlüğünü etkileyen diğer bir etken de sıcaklıktır. Su sıcaklığı yükseldikçe katı ve sıvıların çözünme yüzdesi artar; gazlarınki azalır. Oksijen de bir gaz olduğuna göre su sıcaklığı arttıkça çözünürlüğü de azalır. Bu yüzden elektrik kesintilerinden dolayı oluşan balık ölümleri genellikle Şubat tatili yerine yaz tatili sırasında olur. Yine aynı sebepten dolayı, doğal su kaynaklarını kirletmeseler bile su sıcaklıklarının yükselmesine sebep olan endüstri kuruluşları, kitlesel balık ölümlerine sebep olabilirler. Su sıcaklığındaki yükselme, su içerisinde çözünmüş olan oksijen miktarını azaltır ve suyun redoks değeri düşer. Yani, su içerisinde bulunan amonyak, nitrit gibi zehirli olan organik bileşikler daha az zehirli olan bileşiklere çevrilememeye başlar. Bunun sonucu olarak balıklar oksijensizliğin yanında bir de zehirli bileşiklere karşı mücadele vermek zorunda kalırlar. Toplu balık ölümleri görülen pek çok akvaryumda görülen durum bundan farklı değildir.

 

Akvaryumlarda en çok oksijen tüketen canlılar kuşkusuz balıklardır. Oksijen tüketimindeki en önemli kıstasları bulmak için sahip olmamız gereken tek bilgi, canlılar için oksienin enerjiyle eş anlamlı olduğudur. Daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan canlıların daha fazla oksijene de ihtiyacı vardır. Bu yüzden, vücut büyüklüğü ve hareketliliği fazla olan balıkların metabolizmaları daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacaktır, dolayısıyla da oksijen tüketimleri artar. Bir kribensisin (Pelvicachromis pulcher) vücut kütlesi bir neon tetradan (Paracheirodon innesi) fazladır ama çok daha fazla hareketli olduğundan daha fazla oksijen tüketebilir (bildiğimiz gibi bazen binek arabalar kamyonlardan daha fazla benzin tüketebilir). Buna ilave olarak, yüksek sıcaklıklar suyun oksijen çözme kapasitesi azaldığı gibi, balıkların da metabolizmasını hızlandırır. Hızlanan metabolizmalar daha fazla oksijene ihtiyaç duyar, oysaki çözünürlük azalmıştır. Bu yüzden kontrolsüz sıcaklık yükselmeleri balıklar için her an batma tehlikesi olan bir çataldan farklı değildir. Şimdilik çatalın sadece iki dişinden haberdarız.

 

Akvaryum içinde beslediğiniz diğer canlılar da oksijen tüketse de, tüketim sıralamasındaki ikinci sırayı görünmez canlılar alır. Bu canlılar bakterilerden başkası değildir. Bir organik atığın azot gazına dönüştürülmesi sırasında görev alan her bakteri oksijen kullanır. Eğer büyük miktarda çürüyen organik madde varsa, doğa kanunları gereği bakteri miktarı da artacaktır ve bu durumda çözünmüş oksijen miktarı sürekli düşecektir. Su sıcaklığını artıran endüstri kuruluşları senaryomuza geri dönecek olursak, azalmış olan oksijen çözünürlüğü koşullarında, balıkların metabolizmasının hızlanmasından dolayı oksijen ihtiyaçlarının artmış olması yetmiyormuş gibi bir de rekabet etmeleri gereken canlı sayısı da artmıştır. Çatalın üçüncü dişini de öğrenmiş olduk. Balıklarımızı bu çataldan koruyabilmek için sudaki oksijen miktarını nasıl yükselteceğimizi iyi bilmeliyiz.

 

Akvaryumun oksijen kaynaklarından ilki atmosferdir. Suyla havanın temas ettiği her yüzeyde, yüksek yoğunluklu bölgeden düşük yoğunluklu bölgeye doğru gaz hareketi olur. Eğer akvaryumun tek oksijen kaynağı atmosfer ise, sağlıklı gaz transferi için, akvaryum kapağıyla su seviyesi arasında yeterli yükseklik bulunmalıdır. Suda çözünen oksijen miktarını arttırmak için izlenebilecek basit bir yol ise dış filtrenin ya da bu şekilde kullanımı uyunsa iç filtrenin[1], çıkış ucunu su seviyesinin bir miktar üzerine çıkarmaktır. Filtreden dönen su oksijen açısından zengin olmasa bile, akvaryuma dökülürken havayı da –ve dolayısıyla oksijeni de- beraberinde sürükleyecektir. Şelalelerde ya da kayalar arasında hızla akan nehirlerde oluşan “beyaz su” aslında küçük su kabarcıklarıyla beraber akan sudan başka bir şey değildir.

 

Aklımızda bulundurmamız gereken bir nokta da şudur: Eğer akvaryum suyu durgunsa ve su yüzeyinden aşağıya doğru çözünmüş oksijen miktarını ölçmeye başlarsak, gitgide daha düşük değerler ölçmeye başlarız. Su hareketinin az olduğu dein göllerin dibinde oksijensiz ortamalra rastlamak bile mümkündür. Bu yüzden büyük akvaryumlarda,  içinde ölü nokta kalmayacak şekilde, suyu her noktaya dağıtan iç filtrelere ihtiyaç duyulur.

 

Akvaryum suyunun oksijen çözünürlüğünü arttırmak için en doğal ve etkili yöntem ise bitkilerdir. Bilindiği gibi fotosentez sürecinin bir sonucu olarak oksijen gazı açığa çıkar. Çıkan gaz kabarcığı çok küçük boyutlarda olduğu için çok daha kolay çözünür. Ünlü usta Takashi Amano, bir akvaryuma her balık eklendiğinde, hem çözünmüş oksijeni artırmak hem de filtrasyona katkı sağlamak amacıyla, beraberinde bir miktar da bitki eklenmesi gerektiğini söyler.

 

Su içerisinde çözünmüş olan oksijen miktarını bilmek genellikle akvarist için çok da gerekli bir bilgi değildir. Zaten çözünmüş oksijen değerini ölçmek pratik de değildir. Bunun yerine balıkların sağlıklı oldukları koşulların gözlemle sağlanması yeterlidir. Yine de sıcaklık ve tuzlulukla değişen O2 değerlenni görmek açısından aşağıdaki tablo kullanılabilir.

Tablo  SEQ Tablo \* ARABIC 1: Sıcaklık ve Tuzlulukla O2 çözünürlüğü (ppm)

Sıcaklık

 ˚C

Tuzluluk (ppt)

0

5

10

15

20

25

30

35

18 9.45 9.17 8.90 8.64 8.38 8.14 7.90 7.66
20 9.08 8.81 8.56 8.31 8.06 7.83 7.60 7.38
22 8.73 8.48 8.23 8.00 7.77 7.54 7.33 7.12
24 8.40 8.16 7.93 7.71 7.49 7.28 7.07 6.87
26 8.09 7.87 7.65 7.44 7.23 7.03 6.83 6.64
28 7.81 7.59 7.38 7.18 6.98 6.79 6.61 6.42
30 7.54 7.33 7.14 6.94 6.75 6.57 6.39 6.22

 

Bu tablodaki değerlerden, tutuzluluğun birimi ppt; oksienin çözünme miktarı ppm cinsindendir. Tuzluluğun 0ppt olduğu değer tatlısuya karşılık gelmektedir. Görüldüğü gibi su sıcaklığı arttıkça ve tuzluluk miktarı arttıkça çözünürlük azalmaktadır.

 

Yani…

 

Akvaryum suyunda çözünmüş olan O2 ve CO2 miktarı gözden kaçırılan fakat dengeli bir sistem kurmak için gerekli olan büyüklüklerdir. O2’nin eksikliği ölümcülken; CO2’nin fazlalığı ölümcüldür. Bitkili akvaryumlarda her ikisini de dengede tutmak için suya bilinçli şekilde CO2 verilebilir. Bu şekilde CO2 miktarı artacaktır. Artan CO2 ile birlikte diğer makro, mikro besinlerin ve aydınlatmanın kısıtlayıcı olmadığı durumlarda, fotosentez hızı artacaktır ve bitkiler yoğun miktarda O2 gazı salmaya başlayacaktır. Bu şekilde O2 de artar.



 

1 Bazı iç filtreler tamamen su altında kalacak şekile tasarlanmışlardır.

Hissiyatınızı paylaşın:

%d blogcu bunu beğendi: