Yaşamım ve hobilerim

Akvaryumda Aydınlatma

Bu yazı tarafından 26 Oca 2012 tarihinde Akvaryum, Tatlı Su bölümünde yayınlandı. 0 yorum aldı ve 662 defa okundu.

Akvaryumlarında bitki besleyen akvaristler zaman içinde bitkilerinin bozulmaya başladığını fark eder. Yaprakları dökülmeye başlayıp gövde çürümeye başlayınca artık geri dönüş çok zordur. Ya yeni bitkiler alınır ya da bu süreç yeterince tekrarlanmışsa bitkilerden tümüyle vazgeçilir. Aslında bitkili akvaryumların normal işleyişi bu değildir tabi ki; aydınlatmanın yeterli olmadığının işaretidir sadece. İşin kötüsü bunu yalnızca bitki yetiştirmeyi deneyen akvaristler fark eder. Halbuki balıklar için de fizyolojilerinin alışık olduğu aydınlatma değerlerinde yaşamak önemlidir.

Akvaryumda uyguladığımız aydınlatmanın asıl amacı canlıların doğal ortamlarını oluşturabilmektir. İlk ve en basit amacımız ise gündüz/gece döngüsünü kurmaktır. Ne kadar basit göründüğünü biliyorum ama bazı akvaristler bunun ne kadar önemli olabileceğini bilmiyorlar. Bir sabah güneş hiç doğmasa ya da akşam olduğunda hiç batmasa en azından strese girersiniz. Akvaryumdaki canlılar sizin kadar gelişmiş metabolizmalar değiller ama yine de bir metabolizmaları vardır ve garip durumlardan etkilenirler.

[nrelate-related]

Sadece zamanın da açılıp kapanması yetmez. Aydınlatmanın başarılı olabilmesi için belli bir şiddette olması gerekir. Süreyi uzatmak zayıf aydınlatmanın yerini tutmaz. Ne yazık ki geleneksel olarak akvaryum üreticileri, akvaryum kapaklarını yapmış olmak için yaparlar. Yine benzer şekilde kapağın içine konan flüoresanlar da konmuş olsun diye oradadır. Hazır yapım olan akvaryumların neredeyse tamamının ortak sorunu kapaklarında gelen aydınlatmanın –özellikle bitkiler için- yetersiz olmasıdır.

 

Belirli bir alandaki “aydınlanma” miktarını ölçmek teknik bir iştir. Tek derdi akvaryumunda sağlıklı canlılar yetiştirmek olan akvarist için ölçüm yapmak çok kolay olmayabilir. Bu yüzden bilimsel bir yanı olmamasına rağmen akvaryum hacmini kullanarak aydınlatmanın gücüne karar vermek çok kullanılan bir yöntemdir. Teknik tartışmalar yapmaya bayılan; hatta akvaryum bakmaktansa teknik tartışma yapmaktan hoşlanan kişiler bu yöntemi küçümserler ama elinizde bir takım ölçüm cihazları yoksa ya aylarca tartışma yaparsınız ya da bu yöntemi uygulayıp öyle veya böyle yolunuza devam edersiniz.

 

Bitkilerin ışık ihtiyaçlarını değerlendirirken üç kategoriden bahsedilebilir. Düşük ışık ihtiyacı olan canlılar litre başına 0.2 – 0.4 Watt aydınlatmaya ihtiyaç duyarlar. Bu canlılar yağmur ormanlarının içinden geçen nehirlerden gelmiş olabilir. Bu bölgelerde canlılar sürekli doğrudan güneş ışığına maruz kalmazlar. Bazı canlılar ise suyun berrak olduğu ve sürekli güneş alan bölgelerden gelmektedirler. Bu canlılar güneşin bütün spektrumundan faydalanır ve ancak bu ortamlarda gelişebilirler. Bu tip yerlerden gelen canlılar yüksek aydınlatma isterler ve bu litre başına 1 Watt civarındadır. Normal aydınlatma isteyenlerin ihtiyacı ise bu iki değerin arasında bir yerdedir.

 

Bu değerleri uygularken şunu bilmelisiniz: “100 litrelik bir akvaryuma 50 Watt aydınlatma gerekir” türündeki bir ifade en fazla şunun kadar bilimseldir: “50 kiloluk bir insan günde1 kilo yiyecek yemelidir.”

 

Öncelikle her 50 kiloluk insan bir değildir. Büyüme evresindeki bir gençle orta yaşlı bir kişinin beslenmesinin farklı olması gerekir. Asıl konu ise 1 kilo yiyecek ifadesinin belirsizliğidir. Pekala pek çok yiyecekten bahsedebiliriz ama çok azı sağlıklı beslenme sağlayabilir. Beslenme söz konusu olduğunda nasıl yağ, protein oranları gibi besinlerin niceliğinden çok niteliğinden bahsediliyorsa aydınlatma söz konusu olduğunda da benzer kavramlar devreye girer.

 

Kelvin terimi, bir ışık kaynağının renk spektrumunu ifade eder. Ortaokul fizik kitaplarında bir prizmaya gelen ışığın nasıl renklerine ayrıldığını gösteren grafiği hatırlıyorsunuzdur. Ya da belki bazılarınız bu grafiği bir Pink Floyd albümünün kapağından hatırlıyorsunuz. Grafikte anlatılmaya çalışılan, gördüğümüz ışığın farklı dalgaboylarında hareket eden fotonlardan oluştuğudur. Bitkilerin sizden beklentisi doğada görülen spektrumda aydınlatma sağlamanız. Yani güneşin spektrumuna uygun bir aydınlatma.

 

Akvaryumunuza aydınlatma seçerken çeşitli lambaların üzerinde 5000 K, 6500 K, 10000 K gibi rakamlar görürsünüz. Bu rakamlar lambanın spektrumunu ifade eder. 5000 K değerinin altındaki lambalar akvaryum aydınlatması açısından çok verimli değildirler. Kelvin değerini bilmiyorsanız bile renklerinden ayırt edebilirsiniz çünkü bu lambaların sarımsı bir rengi vardır. Bu spektrum gelişmiş canlılar olan akvaryum bitkileri için kullanışlı değilken; daha ilkel canlılar olan yosunlar pekala fotosentez için kullanabilir. 5000 K – 6500 K genellikle güneşin spektrumuna denk gelir. Genellikle diyorum çünkü günün değişik saatlerinde güneşin spektrumu farklılıklar gösterir. Ayrıca dünya üzerindeki konum da bunda etkilidir. Kelvin değeri arttıkça ışığın rengi mavileşmeye başlar. Örneğin 10000 K değerindeki lambalar maviye kaçan keskin beyaz renk verir. Bu tip lambalar tatlısu akvaryumlarında kullanılırken 5000 K civarındaki lambalarla birlikte kullanılırlar.

 


Aydınlatma Türleri

 

Tungsten Lambalar

 

Tungsten lambalar en ucuz ve en kolay bulunan türdür. Fakat renk spektrumu 2700 K – 3000 K arasında değişir. Bu spektrum ne balıklarınızın ne de bitkilerinizin alışık olduğu bir durumdur. Ancak yosunlar bundan hoşlanır ama sanırım bu da sizin hoşunuza gitmez.

 

Klasik ampuller iletken bir telden yüksek yoğunluklu elektrik geçirerek ışık üretirler. Elektrik enerjisinin büyük çoğunluğu ısıya dönüştüğü için son derece verimsizdirler (10-20 lm/W). Belki avantaj olarak bahsedebileceğimiz bir yönü, yakmak için ilave bir aparat gerekmez. Uygun duy kullanılarak yakılabilir. Kullanım ömürlerini iletken telin ömrü belirler.

 

Klasik ampuller akvaryum aydınlatmasında kullanılmamalıdır. Spektrumu uygun olmadığı gibi aynı zamanda çok verimsiz olması da olumsuz bir yönüdür. Verimsizliğinin bir sonucu olarak aşırı sıcaklık verir ve akvaryumu kısa sürede yaşamaz bir yer haline getirebilir.

 

Flüoresanlar

 

Flüoresanlar akvaryumlarda en çok kullanılan ve akvaryuma uygun olan aydınlatma türleri arasında en ucuz ve en kolay bulunabilir olanlarıdır. Işığı büyük bir alanda üretirler ve diğer lambalara göre çok daha az ısınırlar. Fakat ışık yoğunlukları aynı Kelvin değerindeki diğer türlere göre daha azdır.

 

Flüoresanların en çok sevdiğim tarafı kolay bulunabilir olmasıdır. İstediğiniz ürünü akvaryum dükkanlarından bulamasanız bile elektrik malzemesi satan yerlerden temin edebilirsiniz. Hatta, özellikle 5000 K – 6500 K arasındaki lambaları akvaryum dükkanlarından almamanızı bile tavsiye edebilirim. Akvaryum için üretilen bir flüoresan 40 – 50 tl fiyata satılabilirken elektrik malzemesi satan yerlerdeki Philips veya Orsam marka normal bir flüoresan 4 – 5 tl fiyata satılır. Sonuçta akvaryum aydınlatması üreten hiçbir firma bu ikisi kadar büyük değildir. Bir de akvaryumun lük tüketime girdiğini düşünürseniz etiketlerin neden bu kadar farklı olduğunu anlarsınız.

 

Piyasa da üç çeşit flüoresan türü vardır: T12, T8 ve T5. T12 ve T8’ ler aynı armatürle kullanılabilir fakat T5’ ler için özel armatür gereklidir. Bu çeşitlerin sebebi teknolojinin ilerlemiş olmasıdır. Lambalar gitgide küçülürken spektrumları iyileşmektedir. Tatlısu tanklarında bu türlerden en çok kullanılanı T8 flüoresanlardır. Zaten artık T12’ ler hiç bulunmuyor; sizde kullanmayın. T5’ lerin fazla kullanılmamasının sebebi ise daha pahalı olmaları ve T8’ lerin bitkilere yönelik spektrumlarının daha çok tercih edilmesidir. Yine de doğru seçildiği takdirde her iki tür de kullanılabilir.

 

Flüoresanların kötü tarafı ise derin tanklarda etkinliklerinin azalmasıdır. 50 cm’ den derin akvaryumlarda taban malzemesi seviyesinde yeterli aydınlatma sağlanamayabilir. Yine de derin tanklarda kullanmak için yüksek çıkışlı (HO) T5 flüoresanlar mevcuttur.

 

Yeni bir tür ise Kompakt Flüoresanlardır. Sanki düz bir flüoresan ampulünün kıvrılıp “U” harfi şekli verilmiş gibidir. Böylece aynı Watt değerine sahip kompakt flüoresanlar diğerlerine göre daha az yer kaplar ve daha yoğun ışık verir. Bu lambalar özel armatür gerektirir ve lamba satın alınırken armatürünün de birlikte alınması gereklidir. Kompakt flüoresanlar ikili ya da dörtlü tüp şeklinde imal edilir. Enerjiyi verimli kullanabilme adına ikili tüpler tercih edilmelidir. Dörtlü tüplerde üstte kalan iki tüpün verdiği ışık akvaryuma gelmediğinden verimsiz olur.

 

Metal Halide Lambalar

 

Metal Halide lambalar çok yüksek çıkış gücüne sahiptir. Hatta rahatlıkla diyebiliriz ki akvaryumda kullanılan türler arasında en yüksek çıkışlara sahip türdür. Dolayısıyla “çok” ışığa ihtiyacınız varsa doğal seçeneklerden biridir. Öte yandan tatlısu tanklarında pek kullanılmazlar çünkü pahalıdırlar. Resif tanklarındaysa son yıllarda çok tercih edilmeye başlandılar.

 

MH lambalar çok yüksek çıkışlı olduklarından özel balast ve armatür gerektirirler. 70 Watt’ dan 1000 Watt’ a kadar değişik güçlerde ampuller vardır ve her biri için özel balast gerekir. Armatürlerine göre ayrılan 2 tür MH lambadan bahsedebiliriz: Klasik ampul gibi çevrilerek takılan “mogul” ve flüoresanlara benzeyen montaj şekliyle “HQI” tipi. Akvaryumlarda Kompakt veya normal flüoresanlarla kombine edilerek kullanılan tür daha çok HQI tipidir. Fakat bu tipin mogul tipine göre bir olumsuzluğu UV dalgaboylarını filtreleme mekanizmaları olmamasıdır. Bu yüzden akvarist bu lambaları kullanırken çok dikkatli davranmalıdır. Filtrelenmemiş M lambalara uzun süre maruz kalırsanız güneş yanıkları oluşabilir. Aynı şey balıklarınız için de geçerli tabi ki.

 

Tüp uzunluğu boyunca ışık veren flüoresanların aksine metal Halideler noktasal ışık kaynağıdır. Bunun bir anlamı da, yayılan ısının da noktasal olmasıdır. Sonuç olarak bu lambalar ÇOK ısınırlar ve hiçbir zaman yanan bir ampule dokunmamalısınız. Hatta yanmayan bir ampule de çıplak elle dokunmayın çünkü üzerinde oluşan yağ tabakası lamba yakıldığında sorunlara yol açabilir. Ayrıca yarattıkları ısı yüzünden bu lambalar kullanılırken mutlaka bir havalandırma kullanılmalı ve aydınlatma sudan belirli bir yüksekliğe asılmalıdır. Yoksa balıklarınızı haşlayabilirsiniz. Tüm bunlardan dolayı MH lambaları kullanmak çok kolay değildir. Seçerken bunun bilincinde olmak gerekir.

 

Hissiyatınızı paylaşın:

%d blogcu bunu beğendi: