Yaşamım ve hobilerim

Aquila

Bu yazı tarafından 26 Oca 2012 tarihinde Fıropedia, Yaşam, Yazılar bölümünde yayınlandı. 0 yorum aldı ve 83 defa okundu.

Kartalın, “kuşların kralı” rütbesi tarih kadar eskidir. Roma bilgisinde, Jupiter’in yıldırım taşıyan “fırtına kuşu” dur. Kartallar, Babil ve İran’da, güç ve heybet simgesi olarak resmedilmiş ve doğu fetihlerinden sonra Romalı General Marius tarafından da kabul edilmiştir. Roma İmparatorluğu lejyonları, kartal alemli sancaklar arkasında yürümüş; Roma konsülleri, kartal başlı asalar taşımıştır.  Slav folklorunda üç erkek kardeş Leh, Çek ve rus bahtlarını keşfetmeye kalkarlar. Leh batıya doğru aşarken; Rus doğuya; Çek güneye Bohemya’ya gider. Leh, beyaz bir kartalın yuva kurduğu büyük bir ağacın altındaki gölün kenarında durur. O, Polonyalıların babasıdır ve Gniezno, yani “kartal yuvası” onların ilk evi, ilk vatanıdır.

Galler ülkesinde de Snowdon Dağının tepesi, ulusal vatanın kalbi, Eryri, “kartalların yeri” adını taşır.

 

Bütün Avrupa tarihinde imparatorluk kartalı, diğer hükümdarlar üzerinde üstünlük iddia eden yöneticiler tarafından kullanılmıştır. Charlemagne, kartal işlemeli bir pelerin giymiş, büyük Canute, kartal işlemeli bir pelerinle görülmüştür. Hem I. Napoleon, hem III. Napoleon kartal simgesini zevkle kullanmıştır. Napoleon’un veliahtı Roma Kralı “aiglat”, yani “kartal yavrusu” lakabını almıştır. Yalnızca her zaman farklı olan İngilizler kartala hiç ilgi duymamıştır.

 

Sırbistan ve Polonya beyaz bir kartalla övünür; Alman federal Cumhuriyeti ise, Aachen kent armasından alınma tek bir stilize siyah kartalı benimsemiştir.

 

Bir Alman atasözü, Ein Adler faent keine Muecken, “bir kartal sinek yakalamaz” der.

Hissiyatınızı paylaşın:

%d blogcu bunu beğendi: