Yaşamım ve hobilerim

Yansıtıcı

Bu yazı tarafından 28 Oca 2012 tarihinde Akvaryum, Tatlı Su, Tuzlu Su bölümünde yayınlandı. 0 yorum aldı ve 323 defa okundu.

Mahallenizde komşularınızdan akvaryumu olan var mı diye merak ediyorsanız yapmanız gereken çok basit bir şey var. Akşam olunca sokağa çıkın ve sokağı aydınlatan garip bir kırmızı-mavi ışık arayın. Çünkü yüksek ihtimalle sokağı aydınlatan o ışık, akvaryumunu aydınlattığını düşünen bir akvaristin evinden geliyordur. Amaç sokağınızdaki suç oranını düşürmekse yapılan uygulamaya denecek laf yok ama etkin bir aydınlatma yapıp elektrik faturasını düşürmek istiyorsanız ışığınızı akvaryum içinde tutmalısınız. Yan camlardan çıkan ışığa bir şey yapmayacağınız açık; ama akvaryumunuzun üzerinden kaçan ışığı içerde tutmanın en kolay yolu yansıtıcı kullanmaktır.

[nrelate-related]

Yansıtıcının ne olduğunu bilip ne işe yaradığını gören hiç kimse yansıtıcı kullanıp kullanmamayı tartışmaz. Ama ne yazık ki yansıtıcı konusundaki bu kabullenmişlik hiçbir konuda tartışma/araştırma yapmama konusuna varmış durumda. Akvaristlerin şöyle bir düşüncesi vardır: Akvaryum kapağında bir şekilde bir yansıtıcı varsa sorun kalmamıştır, bu konuda yapılacak başka bir şey yoktur. Halbuki yansıtıcının lambayla olan uyumu çok önemlidir. Yansıtıcılar değişik geometrilerde olabilir ve lambanın yansıtıcıya yakınlığı ve uzaklığı bütün sonuçları değiştirebilir.

 

Yansıtıcının tek bir amacı vardır: Üzerine gelen ışığı geri yansıtmak. Ama akvaryumda iki faydası vardır. Birincisi, aksi halde işe yaramayacak olan ışığı akvaryumun içinde tutmaktır. Hem flüoresanlar hem de metal halide lambalar 360° boyunca ışık verirler. Lambanın yüksekliğine bağlı olmakla birlikte yayılan ışığın sadece 90° kısmı tanka ulaşır. Yani kullandığınız enerjiyi ancak %25 verimle kullanırsınız. Kalan ışığı tanka yöneltmenin tek yolu yansıtarak yönünü değiştirmektir. İyi bir yansıtıcıyla bu oran %95’ in üzerin çıkabilir. Sıradan bir yansıtıcı kullanırsanız da bu iki değerin arasında; ama küçük olana yakın bir değer elde edersiniz. Yani iyi bir yansıtıcı, elektrik faturasını yükseltmeden akvaryumdaki ışık yoğunluğunu arttırmaya yarar.

 

Yansıtıcının ikinci faydası ise ışığı tanka mümkün olduğunca dağıtmaktır. Özellikle MH lambalar gibi noktasal ışık üreten ampul tiplerinde akvaryum eşit oranda aydınlatılmaz. Pek çok hobici yansıtıcı kullanarak, aydınlatmayı daha geniş bir alana yaymayı tercih eder. Böylece hem verim arttırılmış olur hem de daha çok alan aydınlatılmış olur.

 

Yapabileceğiniz en basit yansıtıcı, akvaryum kapağının içini beyaza boyamaktır. Tabiki bu yöntemin çok az bir verim sağladığı açıktır. Bu yüzden yansıtıcı özelliği bulunan özel bir malzeme kullanmak ilk ciddi adım olacaktır. Yansıtıcılarda düz şekilden vazgeçip değişik şekillere geçilmesi ise ikinci ciddi adımdır. Günümüzün süper yansıtıcılarını bilgisayar programları yardımıyla şekillendirmek ise gelinen son noktadır. Tahmin ettiğiniz gibi verim sürekli artmaktadır.

 

Akvaristin kendi sistemine uygun yansıtıcı seçmesi için bilmesi gereken iki kavram vardır. Öncelikle yansıma derken ne demek istediğimiz netleştirmek gerekiyor. Yansıma, yansıyan akının gelen akıya oranıdır. Ölçmesi basit gibi görünüyor ama birkaç çeşit yansıma olduğu için bu iş o kadar kolay değildir. Doğrudan yansıma, gelen ışık akısının aynı açıyla geri dönmesidir. Ölçmesi kolay olan da budur zaten. Dağılan ve yayılan yansıma ise gelen akının geniş bir yüzeye dağılmasına sebep olur. Bunun ölçülebilmesi için tüm alana gelen ışığın ölçülmesi gerekir ve kolay bir iş değildir.

 

İkinci olarak da yansıtıcıları kıyaslarken hangi kıstasları kullanmak gerektiğini bilmelidir. Doğrudan yansıma mı iyidir, yoksa dağılan ve yayılan yansımaya mı ihtiyaç vardır? Buna karar verirken de lamba tipini göz önünde bulundurmak gerekir. Tüm lamba yüzeyinden ışık veren flüoresanlar kullanılıyorsa doğrudan yansıma yeterli olabilir. Çünkü flüoresan ampulü akvaryumun tüm uzunluğunca devam eder. Akvaryum genişliği boyunca da yeterli sayıda ampul kullanıldığını varsayarsak, yansıtıcıdan tek beklentimiz akvaryuma düşmeyen tüm akıların tekrar oraya gönderilmesidir.

 

Diğer taraftan, noktasal ışık veren MH lamba kullanıyorsak, bu durumda yansıtıcıdan beklentimiz ikiye çıkar: Tüm akının akvaryum içine düşmesi ama yayılarak düşmesi. Yansıtıcıdan beklentimiz artınca doğal olarak aradığımız özellikler de artar. Sadece parlak yüzey ve özel şekil yeterli olmaz. Işığı farklı noktalara yönlendirecek yüzey yapıları gereklidir. Yüzeyi beyaza boyamak işte böyle bir durumda seçenekler arasına girebilir. Eskiden flüoresan kullanıldığı durumlarda akvaryum kapağına beyaz boya uygulanması yansıtıcılarla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Zaten kaynağından yayılarak çıkan ışığı daha da yaymaya çalışmak verimin düşmesine yol açar.

 

Yansıtıcının geometrisi ise başka bir önemli konudur. Yansıtıcıya gelen akı, yüzeyden geldiği açıyla yansır. Eğer flüoresan üzerine, hiçbir şekil vermeden dümdüz bir ayna koyarsanız gelen akının bir kısmı yansıma sonucu tekrar flüoresan üzerine ya da akvaryumun dışına düşecektir. Flüoresanların üzerine düşen akılar lambaların ısınmasına ve dolayısıyla ömürlerinin kısalmasına sebep olacaktır. Akvaryum dışına yansıyan akılar ise gece sokağınızda dolaşan insanlara faydalı olur ancak. Görüldüğü gibi çok iyi bir yansıtıcıyı verimsiz kullanmanın bize fazla bir faydası olmaz. Bu yüzden flüoresanlarda her biri için ayrı ayrı parabolik yansıtıcılar kullanılır. Bunlar sayesinde flüoresanın verimi % 95’ in üzerine çıkar.

 

Sonuç olarak yansıtıcı konusu öyle kolaylıkla konuşulup bitirilecek bir konu değildir. Kimse kullanılmasına karşı değilken bu kadar az tartışılması bir şanssızlıktır. Her zaman lambaya özel yansıtıcı kullanmalı ve bu konuya özen göstermeliyiz.

 

Hissiyatınızı paylaşın:

%d blogcu bunu beğendi: